|
KIBRIS AĞZININ ETNİK TABANI
Türk dilinin Kıbrıs adasında varlığını, mevcut bilgiler
ışığında, adanın Osmanlı devleti tarafından 1571 yılında fethine kadar
götürebiliyoruz. Fetihten hemen sonra başlayan iskân faaliyetlerini gösteren
belgelere baktığımızda, adaya ilk göçlerin orta Anadolu bölgesinden yapıldığını
görüyoruz. Başbakanlık arşivinde kayıtlı 1572 yılına ait Mevkufat defterinde
ilk göç yerleri ile göç eden aile sayısı şu şekilde verilmiştir:
Aksaray 225, Beyşehir 262, Seydişehir 202, Endügi 145,
Develihisar 197, Ürgüp 64, Koçhisar 88, Niğde 172, Bor 69, Ilgın 48, İshaklı
87, Akşehir 130. Daha sonra Akdağ kazasından 84, Bozok kazasından 134 göçmen
bunlara ilâve olarak kaydedilmişlerdir (Orhonlu,94:91,97).
Yine 1572 yılına ait İç-il (İçel) sancağının kazalarından
iskân için gönderilenlerin kaydedildiği ikinci bir defterde de göç yerleri ve
hane sayıları şu şekilde gösterilmiştir:
Ermenek 54, Mâmûriye 61, Selendi 49,
Gülnar 134, Mud 173, Silifke 201 (Gökçe,1997: 4).
Bundan sonra da adaya gönüllü veya gönülsüz bazı göçlerin
yaptırıldığını biliyoruz. Bu etnik bağın kültürel bir varyantının da olduğunu
araştırmalardan anlıyoruz. Gündelik ilişkilerden, mimarî tarzına varıncaya
kadar görülen ortaklıklar pek çok örf âdet, gelenek ve inanışta da kendisini
göstermektedir. N. Erdentuğun Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin kültür birliği
üzerine yaptığı araştırmasının (Erdentuğ,1971:113-122) sonuçlarında da bu
açıkça görülür. Erdentuğun coğrafî bağlamı da göz önüne alarak ortaya koyduğu
ortak kültürel değerlerin Anadoludaki coğrafyası özellikle 1572 yılındaki göç
kayıtlarındaki yerlere büyük bir uyum göstermektedir. Adada kullanılan şu ata
sözü de göç merkezini yansıtır mahiyettedir: Ana karnım aç, Karamana kaç
(Gökçeoğlu,1998: 48).
KIBRIS
AĞZINDA DÖNÜŞLÜLÜK
Kıbrıs ağzının menşei hakkında ilk çalışmayı yapanlardan H.
Erene göre, Osmanlı kayıtlarındaki göç bölgelerine uygun olarak, Kıbrıs ağzının
oluşumunda Konya çevresi ile İçel, Antalya ve Alanya ağızları rol oynamıştır.
Yine H. Eren gibi kelimelerden hareketle Kıbrıs ağzının etnik menşei ile ilgili
bir diğer çalışmayı da B. H. Hakeri yapmıştır. Hakeri, büyük ölçüde Eren’in
yolunu takip etmiştir. Yalnız Eren’den farklı olarak dar bölge kelimelerinden
başka, her bölgede kullanılabilir özellikteki kelimeleri de ele alarak, adaya
gelen göçlerin Konya ve buna ek olarak Akdeniz sahillerindeki birkaç bölge ile
bağlanmaması gerektiğini, Türkiye’nin çeşitli yörelerinden olduğunu vurgulamıştır
(Hakeri,1986:145).
Osmanlı göç kayıtlarını, ortak dil ve kültür materyallerini
ve bizim adadaki derleme ve incelemelerimizin ulaştırdığı sonucu şöyle ifade
etmek mümkündür:
Adaya gelen göç katmanları, Antep ve Maraş’tan başlayarak
Çanakkale’ye kadar çekilecek bir hattın güneyinde kalan ve özellikle de Konya
merkezli geniş bir bölgedendir. Elbette buna daha sonra değişik bölgelerden
gelen göçlerin de katılımı olmuştur, ama bu ana yapıyı değiştirecek boyutlara
ulaşmamıştır. Tabiî olarak 1974 sonrası da, yeni bir oluşumu beraberinde
getirecektir.
Türkçede
Dönüşlülük
Türk dilinin en eski yazılı dönemlerine gittiğimizde
dönüşlülük yapısının bugünküne benzer şekilde zamir veya ek ile yapıldığına
şahit oluyoruz. Zamir ile dönüşlülük başlangıçta hem kendi hem de öz zamiri
ile yapılırken daha sonra bir ayrışmaya uğrayarak Türkçenin bazı kollarında kendi,
bazı kollarında ise öz zamiri tercih edilmiştir. Oğuz grubu
Türkçelerinin ilk yazılı dönemi olan Eski Anadolu Türkçesinde her iki zamir ve
bunların birleşik şekli olan kendüz de kullanılmışsa da, daha sonra
Türkiye Türkçesinde ve Gagavuz Türkçesinde kendi zamiri, Türkmen
Türkçesinde ve Azeri Türkçesinde ise öz zamiri dönüşlülük zamiri
olmuştur. Başlangıçtan beri dönüşlü fiil çatısı ise, asıl olarak -n- fiilden
fiil yapma eki ile yapıla gelmiştir.
Kıbrıs Ağzında Dönüşlülük
Türkiye Türkçesinin bir ağzı olan Kıbrıs ağzı ana hatlarıyla
ölçünlü dil ile uyum içindedir. Ancak gerek zamirde, gerekse de ekin kullanım
alanında bazı farklılıklar görülmektedir. Bu farklılıklar burada zamirde ve
ekte olan farklılıklar olmak üzere sırasıyla ele alınmıştır. Zamirde görülen
farklılık Kıbrıs ağzında dönüşlülük zamiri olarak Anadolu ve Balkanlar
coğrafyasında olduğu gibi kendi kelimesi kullanılmaktadır. Bu zamirde
ağız özelliğine uygun olarak şekil değişmelerinin yanı sıra anlam
çeşitlenmesine de rastlanır. kendi kelimesi başta bir ünsüz
tonlulaşmasına uğrayarak ( k- > g- ) gendi şeklini alır. Zamir ek
almadığı durumlarda, bu şekliyle kullanılmaktadır. Ama özellikle yükleme ve
yönelme hâli ile çokluk eki aldığı durumlarda, bazı ses değişmelerine
uğramaktadır:
(Hakeri'nin yoluna baş vuracak
olursak, Kıbrıs'a Azerbaycan'dan, Türkmenistan'dan ve hatta daha uzak Türk
bölgelerinden göç geldiğini iddia etmek mümkün hâle gelir. Ancak dar bölge
kelimeleri bu tip bir köken birliğine ışık tutabilir. )
gendi
Gazandığı
paraylan da gendi hem gızı geçinip gidellermiş.
(Yorgancıoğlu,1988:76).
Geni,
geni, gendini < kendini
Gendini bir gasabada buldu..
(Yorgancıoğlu,1988:94).
Zaten ben da o devi
arardım, şindi ki buldum zor bırakırım gendini.
(Yorgancıoğlu,1988:93).
Sogdular genni içeri. Gün
tayin eddiler gendine muhakeme olacak.
(Yorgancıoğlu,1988:115).
Bırakın geni gelsin yokarı demiş, padişah.
(Yorgancıoğlu,1988:101).
ge
gene genne gendine < kendine
Dedi bana dedim ge.
Demeseydi
baa demezdim ge
Meselâ de genne ki bir
köyde olay oldu da acele gidecen de.
(Yorgancıoğlu,1988:131).
Dünya güzelini isterim, ben da onunulan avunayım der,
gene gız.
(Yorgancıoğlu,1988:90).
genneri
< kendileri
Bir zamannar bir padişahın bir teg gızı
varıdı. Vezirin oğluyla evlendirdiler genneri.
(Yorgancıoğlu,1988:89).
gennere < kendilere kendilerine
Onnar böyle gorkarkan angsızdan biri gelir da der
gennere.
(Yorgancıoğlu,1988:67).
gennerden < kendilerden kendilerinden
İsde gennerden o oda da da ocak gürül gürül
yansın.
(Yorgancıoğlu,1988:73).
Zamirin
daha çok üçüncü şahıs örnekleri sıkça kullanılmaktadır. Teklik üçüncü şahıs
şeklinde de iyelik eki çoğunlukla düşürülür.
Dönüşlülük zamirinde görülen şekil değişmesinden başka bir
diğer farklılık da anlamında karşımıza çıkar. kendi kelimesinin Türkiye
Türkçesinde şahıs ekleriyle kullanıldıkları zaman şahıs zamirlerini karşılama
durumları açıktır. Hatta asıl şahıs zamirlerinden daha kuvvetli bir ifade
taşırlar. Şahıs eki getirilmediği zaman, tek başına öz anlamına gelen
bir isimdir (Ergin,1986:309) kendi kelimesinin birincil özelliği genel
anlamda canlılar için kullanılması, özel anlamda da şahsı ifade etmesidir.
Türkiye Türkçesinin ölçünlü dilindeki bu özellik, Kıbrıs ağzında da esas
itibariyle geçerlidir:
Yaşlı
adam da gendi oğlu ve gızıyla sağlık ve mutluluk içinde yaşar.
(Yorgancıoğlu,1988:68).
İlan
gendine her söyleneni yapar ve annar olmuş.
(Yorgancıoğlu,1988:73).
O
zaman ne gendime fayda, ne size.
(Yorgancıoğlu,1988:46).
Git davet et genneri, onnar
birinci bize gelsin.
(Yorgancıoğlu,1988:91).
Kıbrıs ağzında şahıs dışında canlılar için kullanımda bir işleklik
görülmektedir. Dönüşlülük zamiri, özellikle üçüncü şahısta işaret zamiri ile
özdeş hâle gelmiştir. Kendi kelimesi bu şekliyle o zamiri yerine
kullanılmakta, şahıs dışında canlıları da ifade etmektedir. Türkiye Türkçesinin
ölçünlü dilinde aşağıdaki örneklerde geçtiği şekliyle bit için veya tavşan için
kendi kelimesinin kullanılması söz konusu değildir:
Gızım başımda bişeyler yörür, bak bakayım nediller Bitisa
gır genneri.
(Yorgancıoğlu,1988:77).
Bakmış bir sürü tavuşancık. Kimisi çamaşır ikâr, kimisi
bulaşık ikâr, kimisi da temizlik yapar. Sormuş gennere:
Siz
naparsınız böyle
(Yorgancıoğlu,1988:117).
Zamirde anlam genişlemesinin
canlılarla sınırlı olmadığı, bazen nesneleri de karşıladığı görülmektedir.
Düşen veya yerden alınması istenen kalem, çay kaşığı vb. her hangi bir nesne
için Kıbrıs Türkü rahatlıkla Al gendini, almaycaysan benalacayım gendini. diyebilir.
Söz içinde yapılan işin yapana döndüğünü anlatan ve şahıs kavramını pekiştiren
dönüşlülük zamirinin (Korkmaz,1992:48) bu kullanılışlarında
dönüşlülükten öte işaret zamiri özelliği açıktır.
Ekte Görülen Farklılık
Dönüşlülük ifadesini sağlayan aslî unsurlardan biri de -n- fiilden fiil
yapma ekidir. Kıbrıs ağzında dönüşlü çatıların esas itibariyle ölçünlü dile
uyumu vardır. Ancak bu eki almış olan bazı fiil çatılarının ölçünlü dilde
kullanılmadığı görülür. Ölçünlü dilde görülmeyen şu fiil çatılarının bu ağızda
kullanılıyor olması, kısmen de olsa dönüşlülük zamirindeki işlev farklılaşması
ile ilgilendirilebilir:
kelimesinin
Türkiye Türkçesinde şahıs ekleriyle kullanıldıkları zaman şahıs zamirlerini
karşılama durumları açıktır. Hatta asıl şahıs zamirlerinden daha kuvvetli bir
ifade taşırlar. Şahıs eki getirilmediği zaman, tek başına anlamına gelen bir
isimdir kelimesinin birincil özelliği genel anlamda canlılar için kullanılması,
özel anlamda da şahsı ifade etmesidir. Türkiye Türkçesinin ölçünlü dilindeki bu
özellik, Kıbrıs ağzında da esas itibariyle geçerlidir: Kıbrıs ağzında şahıs
dışında canlılar için kullanımda bir işleklik görülmektedir. Dönüşlülük zamiri,
özellikle üçüncü şahısta işaret zamiri ile özdeş hâle gelmiştir. kelimesi bu
şekliyle zamiri yerine kullanılmakta, şahıs dışında canlıları da ifade
etmektedir. Türkiye Türkçesinin ölçünlü dilinde aşağıdaki örneklerde geçtiği
şekliyle bit için veya tavşan için kelimesinin kullanılması söz konusu
değildir: Zamirde anlam genişlemesinin canlılarla sınırlı olmadığı, bazen
nesneleri de karşıladığı görülmektedir. Düşen veya yerden alınması istenen
kalem, çay kaşığı vb. her hangi bir nesne için Kıbrıs Türkü rahatlıkla
diyebilir. Söz içinde yapılan işin yapana döndüğünü anlatan ve şahıs kavramını
pekiştiren dönüşlülük zamirinin ) bu kullanılışlarında dönüşlülükten öte işaret
zamiri özelliği açıktır. Dönüşlülük ifadesini sağlayan aslî unsurlardan biri de
fiilden fiil yapma ekidir. Kıbrıs ağzında dönüşlü çatıların esas itibariyle
ölçünlü dile uyumu vardır. Ancak bu eki almış olan bazı fiil çatılarının
ölçünlü dilde kullanılmadığı görülür. Ölçünlü dilde görülmeyen şu fiil
çatılarının bu ağızda kullanılıyor olması, kısmen de olsa dönüşlülük
zamirindeki işlev farklılaşması ile ilgilendirilebilir: olduğu gibi kelimesi
kullanılmaktadır
adan- : Kendi kendine adakta bulunmak, adak
adamak
Nihayet güçük oğlunun
evine varmış. Ona, oğlum senden bir goyun isderim, adandım
gurban kesecem demiş.
(Yorgancıoğlu,1988:40).
aran- : kendi kendine aramak, çok aramak
Bir gün, iki gün, beş gün canı sıkılmış padişahın. Ah keşge celladeddirmeseydim Karagözü. Bag şimdi arandım gendini. Teselli verin bana.
(Gökçeoğlu,1994:95).
aydın- : şikayet etmek, homurdanmak, kötü söz
söylemek
Baban sana herşeyi yapar, sen gene da
aydının.
Aydınırsa gözü kör olur.
(Yorgancıoğlu,1988:42).
aydın-
fiilinin
dönüşlülükten önceki fiil tabanı tek başına kullanılmaz. Arkaik bir kullanımı
yansıtan bu fiilin dönüşlü çatıda olduğu, mânâsından anlaşılmaktadır.
bulun-
:
kendisini bir anda bir yerde bulmak
At bin mil yol kesdi, Dünya Güzelinin
havlısında bulundu. Guşu kapdıkları gibi geri döndüler.
(Yorgancıoğlu,1988:90).
Bu fiil
kendi kelimesi ile kullanıldığı zaman dönüşlü çatı istemez:
Gendini bir gasabada buldu.
(Yorgancıoğlu,1988:94).
cıvın- : kendi kendine cıvımak, telaşlanmak
Gaynana
gızı görünca tanıdı, cıvınmaya başladı O zaman der yalancı gaynanaylan gızına:
-
At mı isdersiniz gılınç mı
(Yorgancıoğlu,1988:88).
dağın- :
kendiliğinden dağılmak
Gaynana, böyle kapıdan, eşiğinden beglerdi. Alırdı geni
şöyle azıcık balıgordu kapının eşiğine endirirdi gelini, girerdi evlerne. Halk
dağınırdı. Ona göredamadı alıllardı,camiye gidellerdi.
(Gürkan,1997:146).
dolan- : kendi arzusu ile, istekle dolamak
Sandık üstünde yılan
Yar kollarını boynuma dolan
(Gökçeoğlu,1994:17).
doyun - : Karnını doyurmak, doymak
Beş gün çalışıp üç gün doyunmak.
(Yorgancıoğlu,1988:61).
işen- : İşeyesi gelmek, işeme ihtiyacı olmak
Yemek bitince emreder:
İşenen işesin, sıkılan girsin rahatlasın.
(Yorgancıoğlu,1988:91).
öldürün- : kendini helak etmek, kendini öldürecek
derecede çabalamak
Gızın kölgesi vurur, şeye
suya. O da zanneder gendi kölgesidir. Gızı isderöldürsün. Gız deyiyor gendine.
Öldürünme sen dedi gene deyilsin, benimkölgemdir.
(Gürkan,1994:117).
Bu fiilde anlamda mecaza doğru bir
kayma vardır.
öldürün- fiilinde gerçek anlamda bir öldürme söz
konusu değildir. İntihar etmek anlamında olduğu zaman kendi kelimesi ile
birlikte dönüşlülük eki almadan kullanılır:
Garar verdi gendi gendini öldürsün da
gocası elinden gurtulsun deyi. ,
Onun için garar verdim gendimi öldürecem.
(Yorgancıoğlu,1988:182).
tütün- : tütsülenmek
Ogün bu gündürinsannar zeytinyaprağıynantütünürler.
(Gökçeoğlu,1998:222).
yen- : kendi kendini yemek, kendi içini yemek
Gardaşı oğluna çağırmış.
Görürüm seni için için yeniñ. Yabancı bir adama bütün
malım mülküm teslim.
Ve sana bir şey yogdur deyi kısganıñ.
(Yorgancıoğlu,1988:76).
Fiilin
edilgen şekli yenil- biçimindedir:
O buyday yenildi geri verilmez, demiş.
(Yorgancıoğlu,1988:103).
Sonuç
Dönüşlülük ifadesi gerek ölçünlü
dilde gerekse ağızlarda varlığını sürdürmüştür. Ancak bu ifadeyi yansıtan
yapılarda zaman zaman bazı değişikliklerin olduğu görülmektedir. Anlamdaki
değişiklikleri tespit etmek, şekildeki değişiklikleri tespit etmek gibi, ilk
plânda göze çarpmadığı için şimdiye kadar üzerinde pek durulmamıştır. Derleme
Sözlüğüne (DS) baktığımızda, Anadolu’daki bazı ağızlarda, mesela, Hatay Antakya’da
Kıbrıs ağzındakilere şekil olarak benzeyen kende kendinde, kendisinde, kenden
kendisinden s.2741; kene kendisine s.2742; keni kendisini
s.2743 örneklerini buluyoruz. Ölçünlü dildeki kullanılışın dışında farklı bir
kullanılış arayışı içinde ağız metinlerine bakıldığı zaman bu yapıların başka
örneklerinin de ortaya çıkacağı anlam bakımından da benzer örneklerin
bulunacağı muhakkaktır. Kıbrıs ağzında dönüşlülük zamirinin ölçünlü dildeki
kullanışların yanı sıra, ses hadiseleri sonucu gendi; geni genni gendini ;
ge gene genne gendine; genneri; gennere; gennerden gibi değişik
şekilleri vardır. Bundan başka dönüşlülük zamiri anlam bakımından da bir
genişlemeye uğramıştır. Zamir, dönüşlülük işlevinden başka, işaret zamiri
olarak da görev yapmaktadır. Şahıs ifadesinin dışında bütün canlılar için yoğun
bir biçimde kullanılmakta, hatta ölçünlü dilde olmadığı hâliyle cansızları da
ifade etmektedir. Dönüşlü çatılarda da, ölçünlü dilden ayrılan bazı özellikler
bulunmaktadır. Ölçünlü dilin kelime hazinesinde hiç olmayan veya buradaki
anlamlarıyla yer almayan bazı dönüşlü çatılı fiiller bu ağızda
kullanılmaktadır. Bu fiillerden adan-, aran-, dolan-, doyun- Türkiye
Türkçesinde yukarıda verilen cümle örneklerine göre adandım yerine adadım,
arandım yerine aradım, dolan yerine dola, doyunmak yerine
doy(ur)mak şekliyle kullanılır.
Buradaki fiillerden adan-, aran-,
bulun-, dağın-, işen-, öldürün- ve yen- fiillerinin Kıbrıs ağzındaki
anlamıyla ne Türkçe Sözlükte (TS), ne de Derleme Sözlüğünde yer almamıştır.
Ancak, aydın- (Burdur, Antalya, Muğla / DS 1,412/),
cıvın-
( Niğde,
Adana /DS 3,943/), doyun- (Bolu, Niğde / DS 4, 1568/) ve tütün- (Amasya,
Muğla /DS 10,4016; DS 12, 4779/) fiilleri Derleme Sözlüğünde geçmektedir.
Bu özel kullanıma sahip fiillerin Anadoludaki kullanım yerleri de, giriş
kısmında temas edilen göç yerlerine uygunluk göstermektedir. Bu fiillerde
görülen bir diğer özellik ise, hareketten etkilenen şahıs açısından hareket
olumlu ise bir isteklilik, olumsuz ise bir aşırılık ve tezlik vardır.
KAYNAK KISALTMALARI
DS :
Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, (1963-1982), C. 1-12, Türk Dil Kurumu
Yayınları: 211/ 1-12, Ankara ERDENTUĞ Nermin., (1971), Kıbrıs ve Türkiye Türk
Toplumlarının Kültür Birliği, Milletlerarası Birinci Kıbrıs Tetkikleri Kongresi
(14-19 Nisan 1969) Türk Heyeti Tebliğleri, Ankara.
EREN Hasan., (1971), Kıbrıs Ağzının Kökeni,
Milletlerarası Birinci Kıbrıs Tetkikleri Kongresi (14-19 Nisan 1969) Türk
Heyeti Tebliğleri, Ankara.
ERGİN Muharrem.,
(1986), Üniversiteler İçin Türk Dili, İstanbul.
GÖKÇE
Turan., (1997), 1572 Yılında İç-il Sancağından Sürülüp Kıbrısa İskân Edilen
Aileler,Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, S.2, İzmir.
GÖKÇEOĞLU
Mustafa., (1994), Tezler ve Sözler, C.1, Lefkoşa 1998; C.3, Lefkoşa.
GÜRKAN
Ali., (1997), Kıbrıs Ağzında Edatlar, Bağlaçlar ve Ünlemlerin Kullanım
Özellikleri, Ankara.
HAKERİ
Bener Hakkı., (1986) Sözcüklere Göre Kıbrıs Türklerinin Kökenine Doğru,
Halkbilim Sempozyumları I. II. III. ve IV. Halkbilim
Sempozyumlarına
Sunulan Bildiriler, İstanbul.
KORKMAZ
Zeynep., (1992), Gramer Terimleri Sözlüğü, Ankara.
ORHONLU
Cengiz., (1971), Osmanlı Türklerinin Kıbrıs Adasına Yerleşmesi (1570-1580), Milletlerarası
Birinci Kıbrıs Tetkikleri Kongresi (14-19 Nisan 1969) Türk Heyeti Tebliğleri,
Ankara.
TS :
Türkçe Sözlük, (1998), Türk Dil Kurumu Yayınları: 549, C.1-2, Ankara.
YORGANCIOĞLU
Oğuz., (1998), Kıbrıs Türk Folklorundan Derlemeler Masallar, Gazimağusa
Hazırlayan:
YARD. DOÇ. DR. RIDVAN ÖZTÜRK
Doğu Akdeniz Üniversitesi,
Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili
Bölümü
Kıbrıs Ağzından Örnekler
Garacocco Siyah susam
Gel be bura Buraya
gel
Gavvolem Allah
kahretsin
Gave Kahve
Gabira
Kızarmış ekmek
Buncaccık
Minicik
Guli Yavru
köpek
Beytambal galsın Eksik
kalsın
Gancelli
Bahçe kapısı
Avlu Bahçe
Gıccatcık
Kızcağız
Bandabulya Lefkoşa ve
Mağusa'daki Belediye Çarşısı
Gilli Erkek
eşek
Susta
Yay
Magarına bulli Makarna &
tavuk
Mısmıl Kaliteli/Sağlam
Basbalya Tokat
Belesbit
Bisiklet
Ispaho
İnce ip
Hasba çıkar Kes
sesini
Harnıp
Keçiboynuzu
Ziligurti Kes
sesini
Yusuf Mandalina
Sakgulli
Torba
Napang? Nasılsın?
Sakgo Mont/Ceket
Macun Reçel
Fanella Fanila
Genne
Kendine
Yüro Tur
atmak
Hade
Hadi
Tekne Evye
Peşgir/Tor Havlu
Bitda Börek
Potin
Ayakkabı
Piron Çatal
Bandofla
Terlik
Çakizdez Yeşil zeytinden
yapılır
Domularga/Domadez
Domates
Gurgura
Boğaz
Badadez Patates
Bullez Küçük kolokas
Gulumbra Bir
çeşit turp
Babutsa
Diken inciri
Babuç/Babıç Pabuç
Haçan da Ne kadar
çabuk!
Haçana beş? Kaç
kere?
Basdiç
Acı badem kurabiyesi
Gusbo Kazma
Zibil
Çöp
Pünez
Raptiye
Govcalamak
Kovalamak
Fago Çok ileri
derecede görme sorunu olan
Fica Yosun
Alizavra/Mişaro Gökyeşil (Kertenkele)
Gakgalli
Sümük
Deplek
Darbuka
Lamarina
Sac
Lamicana Su
şişesi
|